Poetika Journal: Annenin Çocukluğu
Puar
Annemin “puarı”,* yazları göçtükleri köy evlerinin hemen bitimindeki araba yolundan karşıdan karşıya geçip, bir çiti aşarak düşe kalka indikleri bol yamaçlı bir fındık bahçesinin ta diplerinden dünyaya bakmaktadır.
Puar, bir kaya oyuğunda, bodur ağaçları kolayca aşarak ona ulaşan huzmelerle kardeşlik halinde, üstünde fındık yapraklarının süzüldüğü, yerin kalbinden yerin gözüne dolan, bir köyün susuzluğunu alan, annemin içini yıkayan, annemin ona bakınca ilk önce kendi aksini gördüğü hayat suyudur.
Annem çiti aşıp puarına varınca ne görüyor yeryüzünün gözünde ve annem göz bebeklerinde neler görüyor?
Annem, belki, kıvırcık saçlı, çok cevval, çok inatçı, yerde bulduğu ağaç dallarından yaptığı çubuklarla yolları sekerek alan, hiç düşmeyen, annesinin en iyi arkadaşı, babasının dayanağı bir kızdır. Çocuktur ama sanki hızla büyümüş bir çocuktur.
Annem yerin gözüne ve kendine bakarken, ilk önce bir çocuk mu görmüştür? Yoksa annem hızla büyümüş ya da hızla büyümek isteyen bir çocuk mu görmüştür? Annem puarının başında kaç yıl çocuk kalmıştır?
Annemi puarının başından hiç kimse çağırmasın. Suyunu herkes kendi taşısın. Annannem başka arkadaş bulsun, dedem başkasına dayansın. Annem orada istediği kadar kalsın, eve dönme telaşı hiç olmasın, puarın gecesini gündüzünü tatsın. Kendine fındık yaprağından külah şeklinde bardaklar yapsın, hatta puardan annemin fındık yaprağından bardağına akanlar yetersiz kalsın ve annem puarın içine dalsın. Annem yanına kuzusunu çağırsın ve kuzusuna da fındık yaprağından bardaklar yapsın. Annem, puarından, bahçelerin ve suların diplerinden, sıradağların başından, yaylaların sisinden ve yemyeşil uzak ovalardan gün yüzüne, yolun kenarına, büyümeye, çok kat elbiseler giyip bazı şeyleri unutmaya, ne zaman isterse o zaman çıksın.
Annem isterse çocuk olsun, hatta isterse bir elinde çubuğu, yanı başında kuzusu dünyayı arşınlayan bir çoban olsun. Dünyayı arşınlayan, onunla birlikte dönüp duran bu çobanın cebinde fındık yaprağından bir bardak vardır ve ne kadar uzaklaşmış olursa olsun puarından bu bardağa usul usul hayat suyu damlamaktadır. Böylece bu çoban susuzluk nedir hiç bilmemekte, kendini hüdayinabitle beslemekte, eve dönme telaşı hiç olmadan yol alırken yerin gözünde gördüğüne, bir de ben nerdeyim diye baktığı gökyüzünde, gün doğmadan hemen önce ve gün batımından hemen sonra rastlamaktadır.
Annemin ismi “Yıldız”dır, annem yeryüzünün en meraklı çobanı, göğün en parlak yıldızıdır.
* Puar: Köy yerinde, “pınar”a “puar” demişler….


Evet hepsine İlknurcum, bisi besleyip yudum yudum hayat katan her şeye...
Yazı iyi geldiği için çok mutlu oldum, eksik olma.🥰🙏
Ne güzeldi…